Site İçi Arama
 












5000 Adet Kız ve Erkek İsmi


Tıp Sözlüğü






MEME KANSERİ

Memenin gelişimi ve meme ile ilgili bir çok hastalık yumurtalıklardan salgılanan hormonlarla yakından ilişkilidir. Bu nedenle günümüz tıbbında meme, kadın üreme organlarının bir parçası olarak değerlendirilmektedir.

Meme dokusu; süt bezleri, süt kanalları ile bunları çevreleyen yağ dokusundan oluşmaktadır. Meme kanserleri de bu dokulardan ortaya çıkar. Her dokunun kanseri farklı özellikte olup tedavi ve ilerleyiş biçimleri de farklıdır.

Kanser hücrelerinin lokalize olan yani çevre dokuya yayılmamışlarına "in situ kanser", çevre dokuya yayılmışlarına ise "invaziv kanser" isimleri verilmektedir.

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir. Her on kadından bir tanesi hayatının bir döneminde meme kanseri ile karşılaşabilir. Bu nedenle meme hastalıklarının özellikle meme kanserinin erken tanınması toplum sağlığı açısından da önemlidir.


RİSK FAKTÖRLERİ

Günümüzde kadınlarda gözlenen kanserler arasında ilk sırada meme kanserleri vardır. Her kadının meme kanserine yakalanma riski vardır, ancak bazı kadınlar meme kanseri açısından daha risklidir.

Genel olarak yaş arttıkça meme kanseri riski de artar.

Meme kanseri açısından risk faktörleri;

Bir memesinde kanser olmuş kadınların diğer memesinde de kanser olma riski artmıştır.

Ailede (anne, kız kardeş, hala, teyze, büyükanne) meme veya genital sistem kanseri (özellikle over kanseri) öyküsü olanlarda meme kanseri riski artar. Meme kanserinin %8-10 oranında ailesel olduğu bilinmektedir.

Çocuk doğurmamış veya emzirmemişlerde de meme kanseri riski artmaktadır.

Memede "atipik özellik" gösteren hiperplazi olması kanser riskini arttırır.

Erken yaşta adet görme, geç yaşta menopoza girme riski arttırır.

Menopoz sonrası dönemde şişmanlık meme kanseri riskini arttırır.

30 yaşından önce herhangi bir nedenle tedavi amaçlı radyoterapi alan kadınlarda meme kanseri gelişme riski yüksektir.

Yağlı yiyeceklerin meme kanseri riskini arttırdığı henüz tartışmalıdır.

Meme Kanserlerinde Şikayetler

Kadınların bir çoğu kendi kendilerine yaptıkları muayenelerle meme kanserini erken evrede yakalayabilmektedir.
Memede ele gelen "ağrısız kitle" meme kanserinin ilk bulgusudur. Memede ağrı hissi meme kanserinde genelde olmaz.
Meme kanserinin diğer bulguları;
Bir memede belirgin şişme
Meme cildinde gamzeleşme
Meme başı etrafındaki deride renk değişikliği
Meme başlarında asimetri
Meme başından kanlı akıntılar olması.

Meme ile ilgili pek çok hastalıklar meme kanseri ile karışarak kişilerde endişeler oluşturabilir.

Meme Kanserlerinde Tanı

Tüm kanserlerde olduğu gibi meme kanserlerinde de erken tanı son derecede önemli ve hayat kurtarıcıdır.

Memedeki şüpheli kitleleri tanımlamada üç önemli method rol oynar:

Meme muayenesi
Meme ultrasonu
Mammografi

Kesin tanı ise memede tespit edilen şüpheli kitleden biyopsi alınarak yapılan patolojik inceleme ile konulabilir.

Biyopsi "İnce İğne Aspirasyonu (FNA)" adı verilen ince bir enjektörle kitle içinden örnek alınması ile olabilse de bazı durumlarda küçük bir cerrahi müdahale ile memedeki kitleden parça alınması veya parçanın tümüyle çıkartılması şekillerinde de olabilir.

Tüm yöntemlerle alınan parça/parçalar patolojik olarak değerlendirilip kanser olup olmadığına bakılır. Patolojik tanı kanser yönünde ise kanserin tipine ve davranış özelliklerini ortaya çıkaracak özelliklerine bakılır.

Meme kanseri tanısı konduktan sonra hastalığın yaygınlığını değerlendirmek açısından koltuk altı lenf bezlerinde irileşme olup olmadığı da not edilir. Daha sonra akciğer grafisi, karaciğer görüntülemesi ve diğer bazı kan testleri yapılarak kanserin yaygınlığı araştırılır.

Meme kanserlerini % 80’ini aylık olarak kendi kendinize yaptığınız meme muayenesi ile tanıyabilir ve bu şekilde erken safhada hekime gelebilirsiniz.

"Kendi Kendinize Meme Muayenesi" için tıklayınız >>>

Mamografi

Mamografi, memenin röntgen ışınları (X ışınları) ile incelenmesidir. Bu yöntemle meme kanseri muayene ile tanınabilecek büyüklüğe ulaşmadan tanınabilir.




Mamografi ile elde edilen direkt grafiler olan
"mamogramlar"da meme dokusundaki kanser bulguları araştırılmaktadır. (Yandaki resim)
 


Düzenli olarak mammografi testi yaptıran kadınlarda meme kanserinden ölüm oranı %25-35 daha az olmaktadır.
Mamografi Tarama Testi Programları;
* 35-40 yaş arasında temel bir mammografi
* 40-49 yaş 2 yılda bir mammografi
* 50 yaş sonrası her yıl mammografi şeklindedir.

Meme Ultrasonografisi

Memede tespit edilmiş kitlenin doğasını ortaya koymada kullanılan yararlı bir yöntemdir.

Meme için kullanılan ultrasonların probları ince olup yüksek frekansları sayesinde derini değil yüzeyel dokuyu taramayı amaçlayan özel kullanımlı cihazlardır.

Mamografinin yetersiz veya şüpheli olduğu durumlarda, meme ultrasonu ilave bir tetkik olarak hekiminiz tarafından istenebilir.

Meme Kanserlerinde Tedavi

Tedavi aşamasında nelerin uygulanacağı daha çok tümörün evrelendirilmesine, tipine ve büyüklüğüne bağlıdır.

Bazı küçük tümörlerde kanserin yayılımı olmamışsa sadece cerrahi yöntemle tümörün çıkarılması yeterli gelebilir. Cerrahi işlemden sonra hastalığın yaygınlık derecesi ve tipine bakılarak radyoterapi, kemoterapi veya hormonoterapi de tedaviye eklenir.

Cerrahi tedavide kanserli dokuyu içeren meme, cerrahi olarak çıkartılır ("mastektomi"). Bu işleme koltuk altı lenf bezlerinin ("lenf adenektomi") çıkartılması da eklenir.

Meme kanserinin tam olarak iyileşmesi sonrasında nüksleri atlamamak için takip çok önemlidir. Takiplerde kanserin tam olarak ortadan kalktığı izlenirse bu bölgeye düzeltici ve estetik operasyonlar uygulanabilir. Bu hastalarda psikolojik destek son derecede önemlidir.

Soya Mucizesi …

Batı toplumlarında meme kanseri tüm kanserler arasında en fazla görülen ikinci kanser türüyken, Uzak Doğu ve Asya’da görülme oranı daha düşüktür.

Asya ve Uzak Doğudan Amerika’ ya göç edenler üzerinde yapılan çalışmalarda meme kanseri oluşumunda çevresel koşulların genetik etmenlerden daha etkili olduğu saptanmış ve buna en önemli katkıyı da beslenme şeklinin sağladığı belirtilmiştir.

Bir çok bitkide östrojenik aktiviteye sahip çeşitli kimyasal bileşikler mevcuttur. Bu bileşikler tıpkı insan vücudunda bulunan östrojene benzer yapı gösterirler.

Uzak Doğuda çeşitli formlarda soya fasulyesinin tüketimi yaygındır (soya fasulyesi, tofu, soya sütü gibi). Soya, bitkisel östrojenler olan "fitoöstrojenler" açısından zengin bir kaynaktır.

Kadın fizyolojisinde östrojenlerin rolü oldukça önemlidir. Bitkisel besinlerde bulunan fitoöstrojenler, sağlığının korunmasında ve pek çok hastalığın önlenmesinde önemli rol oynarlar.

Yapılan çalışmalarda, fitoöstrojenlerin sıkça tüketildiklerinde; pek çok kanser ve koroner kalp hastalıklarının oluşma riskini azalttığı izlenmiştir.

Ayrıca fitoestrojenler; menopoz ve adet dönemlerinde oluşan problemleri azaltıp, osteoporozu da engellemektedir.

    

 


Hera Kadın Sağlığı Merkezi








 

Jinekolog arıyorum...
Jinekoloğunuzu bilinçli olarak seçin...
İşte dikkat etmeniz gerekenler...


 


Dr. Süleyman Eserdağ sorularınızı yanıtlıyor

 

Hipokrat Andı
2500 yıldır eskimeden tekrarlanan yemin ..






  


Hera Kadın Sağlığı Merkezi - ANKARA
Tunus Cad. No: 48/11 Kavaklıdere / Ankara
Tel-Fax: 0 (312) 426 85 25 GSM: 0 (532) 452 06 56

Hera Kadın Sağlığı Merkezi - İSTANBUL
Bağdat Cad. Koz Apt No: 206/6 Çiftehavuzlar/ İstanbul
Tel-Fax: 0 (216) 386 99 98 GSM: 0 (532) 361 31 32

Eleştiri ve sorunlarınız için bize yazın: suleyman@eserdag.com

Sitenin tüm tasarımı ve içeriği Op.Dr. Süleyman Eserdağ tarafından yapılmıştır.
Yazarın izni olmaksızın bilgi veya resimler kullanılamaz. Kadın sağlığı & Gebelik sitesi © 2004 www.jinekolognet.com