Siğil virüsü vucuda nasıl giriyor?
İnfeksiyonun girişi genellikle sürtünmeye bağlı travmatize olmuş deri aracılığı ile gerçekleşir. Prezervatif kullanımı geçişi bir miktar azaltsa da tamamen koruyucu değildir.
Cinsel ilişki sırasında kadın ve erkeğin çarpışan bölgelerinde, travma sonucu ciltte meydana gelebilecek mikroskopik yırtıklar HPV nin geçişi için zemin hazırlayacaktır.
Cinsel ilişkinin sertliği, travmanın derecesini belirleyici faktör olduğundan HPV nin bulaşması ile de doğru orantılı olmaktadır.
Cinsel ilişki ile karşı tarafa geçen HPV bir süre latent (gizli) enfeksiyon olarak saklı kalacaktır. Latent, subklinik aşamalardan sonra klinik infeksiyon gelişecek yani hastalık belirginleşecektir.
Klinik ve histopatolojik belirtiler genellikle infeksiyonun alınmasından 1-8 ay sonra ortaya çıkar. Virusun viral reprodüksiyon siklusu gerçekleşirken deride de kalınlaşma, spinal tabakada hiperplazi şeklinde değişiklikler oluşmaya başlar. Sonunda deriden kabarık deri renginde veya kahverengi papillomatöz (dışı pürtüklü ve düzensiz, karnıbahar görünümünde) lezyonlar ortaya çıkar.
Ne tür şikayetler yaratır?
Siğiller kişilerde kozmetik olarak bir sorun yaratmakla birlikte; ağrı, kanama ve kaşıntı gibi şikayetleri de beraberinde getirebilir.
Neden tedaviye gerek var?
Siğillerde özellikle kozmetik nedenler, bu lezyonların cinsel eşe bulaştırılmasının engellenmesi ve yarattığı şikayetleri (ağrı, kaşıntı, yanma veya kanama) giderme nedenleri ile tedaviye gerek vardır. Pek çok kişide bu lezyonların olması kişide cinsel isteksizlik, korku veya endişe durumları yaratabilir. Eşe bulaştırma korkusu pek çok kişiyi hemen tedaviye başlatır.
Genital Siğillerde TEDAVİ
Siğillerin tedavilerinde; cerrahi eksiyon, destrüktif (yıkıcı) işlemler ve ilaç tedavileri kullanılmaktadır. Cerrrahi tedaviler daha çok siğillerin yoğun ve iri kümelenmeler halinde olduğu durumlarda uygulanır.
Eksizyonel yöntemler
Genel olarak eksizyonel yöntemler dış genital organların HPV enfeksiyonlarında kullanılmazlar. Bunun istisnası ; dış genital organlarda lokalize çok büyük kondilomların varlığıdır. Genital sistemin görünür bölümünde çok büyük kondilomların olması durumunda eksizyonel yöntemlerden yararlanılarak büyük parçalar çıkarılır ve daha sonrasında medikal tedavi ile birlikte destrüktif yöntemlerden biri ile tedavi idame edilir.
Dış genital organların kondilomlarında eksizyon amaçı LEEP kullanılabilir. LEEP (Loop Electrosurgical Excision Procedure) ; alternans bir elektrik akımı ile loop uçlarında protein denatürasyonuna neden olarak iki dokuyu ayırabilecek derecede ısı oluşumu sağlayan bir sistemden oluşmuştur. Bu sayede başka hiçbir yere zarar vermeden, son derece rahat bir kontrol ile gerekli patolojik dokunun çıkarılması sağlanacaktır.
LEEP'te tecrübeli bir hekim tarafından uygulandığında, kanama riski yok denecek kadar azdır. Ofis şartlarında, lokal anestezi altında uygulanabilmesi, hastanede yatış gerektirmemesi, komplikasyon riskinin çok düşük oluşu, hasta tarafından telöre edilebilirliği ve uygulama kolaylığı bu yöntemin tercih edilmesine neden olmuştur.
Destrüktif (yıkıcı) yöntemler
Elektrokoterizasyon (elektrokoagülasyon)
Bipolar koter ile HPV odaklarının lokal anestezi altında yakılmasıdır. Yeterli destrüksiyon sağlandığından emin olunduğu müddetçe bu gün kabul gören en geçerli tedavi yöntemidir. Özellikle dış genital organlar dediğimiz genital sistemin dışardan görünen bölümünde (cilt ya da mukozal) meydana gelen kondilomların yok edilmesi için idealdir. Çoğu zaman tek oturumda tün odakların yok edilmesi mümkündür. Tedavi süreci kısadır.
Kriyoterapi
Likit nitrojenle lezyon ve lezyon çevresi dondurulur. Çevre dokuda da destrüktif etkisi nedeni ile tedavi sıkça kullanılır. Bu da elektrokuagülasyon gibi başarılı yöntemlerden biridir. Ancak elektrodun dikkatli kullanılması önemlidir. Fazlaya kaçılması halinde sağlıklı dokularda da hasar meydana getirebileceği unutulmamalıdır.
CO2 lazer ablasyonu
CO2 esaslı laser destrüksiyonu ile tedavi sağlanır. Başarılı olmakla birlikte diğer tedavi yöntemlerine üstünlüğü olmamasına rağmen oldukça pahalı bir yöntemdir. Ayrıca CO2 buharı içinde HPV bulunabildiğinden solunum sistemi ile bulaşması ve yayılması da olasıdır. Diğer bir zorluk; uygulamanın çok hassas olmasıdır
Kimyasal destrüksiyon
Bu amaçla biklorasetik asit, triklorasetik asit, podofilin ve podofilotoksin kullanılır. Kimyasal yıkıma bağlı inflamasyon, erozyon, ağrı ve ülserasyon oluşabilir. Hastanın kendisinin uygulaması oldukça zordur. Hastanın görüş alanının dışındaki lezyonlara müdahale etmesi güçtür ve sağlıklı deriye dokundurulduğunda burada da harabiyet meydana getirecektir. Ayrıca günlerce, tekrar tekrar uygulamayı gerektirebilen uzun bir tedavi seçeneğidir. Bebeğe toksik etkisinden dolayı gebelikte uygulanmazlar.
İlaç Tedavileri
İlaçla tedavisi ise immunomodulasyon amacıyla (immün direnci arttırmaya yönelik) uygulanan interferon ve imikimod'lardır. Tedavilerinin uzun sürmesi dezavantajlarıdır.
İnterferonlar, antiproliferatif ve antiviral etkilerinden dolayı kullanılırlar. Tropikal, sistemik veya intralezyonel kullanım seçenekleri vardır.
%5 lik İmikimod (Aldara krem) ise 2003 yılından bu yana ülkemizde de bulunan saşe-krem formunda, yalnızca siğilin üzerine sürülerek o bölgedeki hücresel tip bağışıklığı arttırarak etki eden bir kimyasaldır. Yani bir antiviral değildir. Yalnızca cilt bölgesinde lokalize kalan ilaç o bölgedeki interferon alfa ve sitokinleri aktive ederek immün direnci yükseltir.
Aldara sayesinde immün direnç yükselince o bölgeye haraket eden makrofaj ve lenfositler viral patolojiyi giderecektir. Gebelikte Kategori B olduğu için güvenle kullanılabilir. Nitekim yapılan bilimsel çalışmalarda gebelik ve emzirme dönemide kullanımından ötürü herhangi bir olumsuz etkiye rastlanmamıştır. (Kremin cilde sürülmesi ile ancak binde 9'luk bir kısmı deriden emilmektedir.)
Aldara kullanımı bağışıklık sistemini de aktive ettiği için ileride olabilecek siğil nükslerinin de önüne geçebileceği iddia edilmektedir. Tedavi süresi haftada 3 uygulama ile 16 haftaya kadar uzayabilir.
İmikimod' un en çok görülen yan etkisi "eritem" yani ilacın hasta olmayan dokuya sürülmesine bağlı olarak gelişen geçici kızarıklıklardır. Bu nedenle ilaç tatbikinden 6-10 saat içinde ilişki yapılmaması ve sonrasında banyo yapılması önerilir. İmikimode, ülkemizde ve yurt dışında "Aldara %5 krem" adıyla piyasada bulunmaktadır.
Ancak unutulmamalıdır ki genital bölgedeki her lezyon siğil değildir. Tedavi öncesinde mutlaka bir jinekolog veya dermatoloğa başvurulması gereklidir.
Siğiller uzun dönemde tekrarlayabilir. Özellikle rahim ağzına yerleşmiş olan siğiller ileriki yıllarda az da olsa serviks kanseri (rahim ağzı kanseri) riskini arttırmaktadır.
Siğil nüksleri (tedavi sonrası tekrarlamalar) neden oluşur?
Siğiller yakma, dondurma ve hatta ilaç tedavileri sonrası bile hayatın belirli dönemlerinde tekrarlama şansına sahiptir. Buradaki en sık neden ise vücudun immün (bağışıklık) sisteminin düşmesi sonucu viral enfeksiyonun aktive olmasıdır.
Vucütta normalde hiç bir şikayet oluşturmayan bazı virüsler gizli olarak barınmakta ve direnç düştüğü zaman kişilerde hastalıklara neden olabilmektedir. Örneğin pek çoğumuz çok korktuğumuz veya yorulduğumuz zaman dudakta uçuk çıkarırız. Bu aslında, Herpes Tip 1 virüsünün yarattığı bir enfeksiyondur.
Aynı şekilde çok fazla stres veya yorgunluğa maruz kalan kişilerde "zona hastalığı" gelişebilir. Bu da aslında omurganın köklerinde yerleşmiş olan "su çiçeği virüsü"nün aktive olarak hastalık oluşturmasıdır.
İşte siğillerde benzer özellikler taşıyarak hayatın belli dönemlerinde tekrarlayabilirler. Bu yüzden vücüdun direnci iyi şekilde korunmalıdır. Bu da düzgün beslenme, stesten uzak durma, düzenli bir yaşam ve düzenli egzersiz ile mümkündür.
Korunma yolları..
HPV enfeksiyonlarından korunmanın en iyi ve en başarılı yolu bulaşma zincirini kontrol altında tutmaktır. Enfeksiyon cinsel yolla bulaştığı için burada en önemli nokta multipartnerliktir (çok partnerlilik). Kişinin kendisinin ya da cinsel partnerinin multipartnerli olması HPV görülme riskin belirgin bir şekilde artırmaktadır.
Condom her zaman koruyucu olamamaktadır. Çünkü condom, pubik bölgeyi korumaz, sadece kadında vajinal ve servikal enfeksiyonlardan koruyucu iken, erkekde glans penisin korunmasını sağlayacaktır. Ancak kadında vulvar ve erkekte de penis kökü ve skrotal enfeksiyonlara açık kalma söz konusudur.
HPV aşıları artık TÜRKİYE'de ! ! !
Korunma amaçlı aşı çalışmaları HPV’nin E6 ve E7 proteinleri üzerine odaklanmıştır. Bunun nedeni de servikal kanserlerde E6 ve E7 proteinlerinin eksprese edilmesidir. Aşı çalışmaları halen sürdürülmekte olup rutin kullanımları söz konusu değildir. Hastalığın bugün için kesin bir tedavi yöntemi bulunmadığından korunma konusunda eğitim büyük önem taşımaktadır.
Merck firması (MSD) tarafından geliştirilen
Gardasil quadrivalan bir aşı olup HPV tip 16,18,6,11’e benzer partikülleri içerir ve serviks kanserleri ile prekanseröz lezyonları haricinde dış genital bölgede bulunan siğilleri (condyloma accumulata) de önleyicidir.
Nihayet Gardasil 2007 yılı şubat ayı itibari ile ruhsat aşamasını tamamlayarak ülkemiz ilaç marketinde de yer almaya başlamıştır.
Diğer taraftan 2008 yılının başından itibaren GlaxoSmithKline (GSK) firması tarafından üretilerek sağlık marketinde kendisine yer bulan diğer bir HPV aşısı da "Cervarix" dir. Bivalan bir HPV aşısı olan Cervarix HPV'nin tip 16 ve tip 18'ine karşı koruyucudur.
Cervarix ile ilgili ayrıntılı bilgiler için tıklayınız >>>Dileyen hastalarımız HPV aşılarından Gardasil ve Cervarix'i kliniğimizde yaptırabilirler.
Kliniğinizde siğil tedavisi yapılıyor mu?
Evet. Kliniğimizde hem erkek hem de kadınlarda lezyonların türüne göre cerrahi eksizyon (lezyonun çıkartılması), krioterapi veya elektrokoter ile uygun şekillerde tedaviler uygulanmakta ve tam kür sağlanmaktadır. Tedavinin süresi ve tedavi maliyeti lezyonların büyüklüğüne ve kişinin yara iyileşme durumuna göre değişmektedir.
Bunun için lütfen (312) 426 85 25 no'lu telefonu arayarak muayene için randevü alınız ...
Serviks kanseri ile ilgili bilgiler için tıklayınız >>>
HPV Enfeksiyonları ve HPV aşıları ile ilgili ayrıntılı bilgiler için tıklayınız >>>